1707 Programı’nı diğer birçok TÜBİTAK Ar-Ge desteğinden ayıran temel unsur ise oldukça net: Projenin müşterisi daha proje başlamadan belli.
Program, bir KOBİ’nin kendi geliştirmek istediği ürünü finanse etmekten çok, gerçek bir müşteri ihtiyacından doğan teknolojik problemin KOBİ tarafından Ar-Ge yoluyla çözülmesini ve ortaya çıkan çıktının hızla ticarileştirilmesini hedefliyor. Müşteri Kuruluş yalnızca projeye referans veren bir kullanıcı konumunda değil; projenin finansmanına doğrudan katılan, çıktıyı doğrulayan ve ticarileşme sürecinin merkezinde yer alan taraflardan biri.
Bu nedenle 1707’yi yalnızca “Bütçeli bir TÜBİTAK hibesi” olarak değerlendirmek doğru değil. Başarılı bir 1707 başvurusunun merkezinde üç unsur bulunuyor: gerçek bir müşteri ihtiyacı, bu ihtiyacı çözecek güçlü bir Ar-Ge yetkinliği ve proje sonrasında neyin, kime, hangi ölçekte satılacağını gösteren gerçekçi bir ticarileşme modeli.
TÜBİTAK 1707 Sipariş Ar-Ge Programı Nedir?
1707 Sipariş Ar-Ge Programı, müşteri kuruluşların ihtiyaç duyduğu yenilikçi ürün veya süreçlerin, KOBİ ölçeğindeki tedarikçi kuruluşlar tarafından geliştirilmesini destekleyen ortaklı bir Ar-Ge programıdır.
Proje kapsamındaki temel Ar-Ge çalışmalarının Tedarikçi Kuruluş tarafından yürütülmesi beklenirken, Müşteri Kuruluş projenin hedeflenen doğrultuda ilerlemesini takip eder ve Tedarikçi Kuruluşun Ar-Ge maliyetlerinin finansmanına katılır.
Ortaya çıkan ürünün Müşteri Kuruluş ve/veya Tedarikçi Kuruluş tarafından pazara sunularak ticarileştirilmesi beklenmektedir. Yalnızca Müşteri Kuruluş bünyesinde kullanılacak bir makine, ekipman veya süreç geliştiriliyorsa da mevcut duruma kıyasla belirgin bir ekonomik getiri yaratması gerekir.
1707 Programında Müşteri ve Tedarikçi Kuruluş Yapısı Nasıl Olmalı?
1707 çağrısında münferit başvuru yapılamıyor.
Bir projede;
1 Müşteri Kuruluş + en az 1 Tedarikçi Kuruluş
bulunması gerekiyor.
Müşteri Kuruluş
Ar-Ge sonucunda geliştirilecek çözüme gerçek bir ihtiyacı bulunan Türkiye’de yerleşik sermaye şirketidir.
Müşteri Kuruluş;
- KOBİ veya
- büyük ölçekli şirket
olabilir.
Tedarikçi Kuruluş
Müşteri ihtiyacını karşılayacak Ar-Ge çalışmalarını gerçekleştiren Türkiye’de yerleşik sermaye şirketidir.
Ancak burada önemli bir koşul bulunuyor:
Tedarikçi Kuruluş mutlaka KOBİ olmalıdır.
Başvuru PRODİS üzerinden Müşteri Kuruluş tarafından yapılır ve Tedarikçi Kuruluşlar proje ortağı olarak sisteme eklenir. Başvuru ve destek süreçlerinde TÜBİTAK’ın ana muhatabı da Müşteri Kuruluştur.
İlişkili Şirketler Birlikte Başvurabilir mi?
1707 başvurusu planlayan şirketlerin proje yazımına başlamadan önce kontrol etmesi gereken ilk konulardan biri taraflar arasındaki “ilişkili kişi” durumudur.
Çağrı dokümanına göre 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında ilişkili kişi kabul edilen kuruluşlar, aynı projede Müşteri Kuruluş ve Tedarikçi Kuruluş olarak yer alamaz.
Dolayısıyla grup şirketleri, iştirakler ve aynı holding çatısı altındaki şirketler açısından proje kurgusunun başvuru öncesinde dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
1707 için müşteri–tedarikçi eşleştirmesi yaparken ilk değerlendirme teknik proje konusu üzerinden değil, kuruluşların hukuki ve mali uygunluğu üzerinden yapılmalıdır.
Tedarikçi Kuruluşun Harcamaları Nasıl Finanse Ediliyor?
Tedarikçi Kuruluş tarafından gerçekleştirilen ve TÜBİTAK tarafından kabul edilen proje harcamalarında model temelde şöyledir:
En az %40 Müşteri Kuruluş + %40 TÜBİTAK + en fazla %20 Tedarikçi Kuruluş
Müşteri Kuruluş, ilgili dönemde Tedarikçi Kuruluş tarafından beyan edilecek harcamaların en az %40’ını Tedarikçi Kuruluşun banka hesabına ödemekle yükümlüdür.
TÜBİTAK ise değerlendirme sonucunda belirlediği Kabul Edilen Harcama Tutarının %40’ını Tedarikçi Kuruluşa hibe olarak öder. Kalan tutarın en fazla %20’si Tedarikçi Kuruluş tarafından karşılanır.
Müşteri Kuruluş da TÜBİTAK Desteği Alabilir mi?
Evet.
1707’nin daha az bilinen avantajlarından biri Müşteri Kuruluşun da belirli proje giderlerinin destek kapsamına alınabilmesidir.
Müşteri Kuruluş açısından;
- proje yönetimi,
- kalite çalışmaları,
- test,
- validasyon,
- ürünün sahada doğrulanması
gibi faaliyetleri gerçekleştiren personelin giderleri desteklenebilir.
Ancak Müşteri Kuruluş personeli için desteklenecek iş gücünün üst sınırı 18 adam-aydır.
Bu faaliyetler amacıyla gerçekleştirilen şehirlerarası seyahatler ve mali müşavirlik giderleri de çağrı kapsamında desteklenebilmektedir.
TÜBİTAK, Müşteri Kuruluş için kabul ettiği bu harcamaların %40’ını hibe olarak karşılar, kalan %60 ise Müşteri Kuruluş tarafından finanse edilir.
1707’de Hangi Giderler Destekleniyor?
Tedarikçi Kuruluşun proje geliştirme aşamasına ilişkin;
- personel,
- seyahat,
- danışmanlık,
- hizmet alımı,
- alet, teçhizat ve yazılım,
- yayın,
- malzeme ve sarf,
- mali müşavirlik
giderleri destek kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Ancak gider kalemlerini bütçeye eklemek tek başına yeterli değildir.
TÜBİTAK’ın değerlendirme kriterlerinden biri, proje faaliyetleri ile bütçe arasında nitelik ve nicelik açısından gerçekçi bir ilişki kurulmasıdır.
Ar-Ge faaliyetlerine katkısı yeterince açıklanamayan, gereğinden yüksek veya proje planıyla uyumsuz bütçeler kritik değerlendirme konusu olabilmektedir.
1707’de Ekonomik Fizibilite Raporu Neden Bu Kadar Önemli?
1707’yi 1501 ve 1507 gibi klasik Ar-Ge desteklerinden ayıran en önemli belgelerden biri Ekonomik Fizibilite Raporudur.
Çünkü programın sorusu yalnızca;
“Bu teknoloji geliştirilebilir mi?” değildir.
TÜBİTAK aynı zamanda şunu sorgulamaktadır:
“Bu teknoloji geliştirildiğinde gerçek bir ekonomik değer oluşturacak mı?”
Ekonomik Fizibilite Raporunda;
- projenin teknik fizibilitesi,
- pazar araştırması,
- beklenen katma değer,
- verimlilik etkisi,
- rekabet avantajı,
- üretim stratejisi,
- satış ve pazarlama modeli,
- gerekli ilave yatırımlar,
- yıllara göre satış hedefleri,
- kârlılık öngörüleri
gibi başlıkların ortaya konulması bekleniyor.
Burada Yapılan En Büyük Hata
Firmaların projeyi teknik açıdan çok güçlü hazırlayıp ticarileşme bölümünü birkaç genel pazar verisi ve yüksek satış tahminleriyle tamamlamasıdır.
1707 açısından ise Müşteri Kuruluşun zaten projenin içinde bulunması nedeniyle daha somut sorular gündeme gelir:
Müşteri bu ürüne neden ihtiyaç duyuyor?
Bugün aynı ihtiyacı nasıl karşılıyor?
Mevcut çözümün maliyeti nedir?
Yeni ürün ne kadar ekonomik fayda yaratacak?
Müşteri proje çıktısından kaç adet kullanacak veya satın alacak?
Tedarikçi bu ürünü başka hangi müşterilere satabilecek?
Proje sonucunda oluşacak teknoloji tek müşteriye özel mi kalacak, yoksa ölçeklenebilir bir ürüne mi dönüşecek?
Müşteri Kuruluş Zaten Ürettiği Bir Ürünü Tedarikçiye Yaptırabilir mi?
Hayır.
2026/3 çağrısının önemli uygunluk hükümlerinden biri de budur.
Müşteri Kuruluşun kendi bünyesinde halihazırda ürettiği veya daha önce ürettiği aynı ürünün Tedarikçi Kuruluş tarafından geliştirilmesine yönelik projeler programa sunulamıyor.
Müşteri Kuruluş başvuru sırasında bu konuda ayrıca taahhütte bulunuyor.
Dolayısıyla 1707’nin amacı mevcut bir üretimin başka bir firmaya aktarılması değildir.
Ortada çözülmesi gereken gerçek bir teknik/teknolojik belirsizlik ve yeni bir Ar-Ge ihtiyacı bulunmalıdır.
1707 Başvurularındaki 9 Kritik “Showstopper”
Çağrı dokümanı proje açısından doğrudan risk yaratabilecek dokuz kritik tespit tanımlıyor.
Bunların başlıcaları şunlar:
- Ar-Ge faaliyetlerinin proje başvurusu öncesinde zaten tamamlanmış olması,
- Firmanın Ar-Ge çalışmalarına gerçek bir katkısının bulunmaması ve çalışmaların hizmet alımı yoluyla yaptırılması,
- Proje çıktısının teknik, hukuki veya endüstriyel açıdan uygulanabilir olmaması,
- Projenin Ar-Ge’den çok üretim veya laboratuvar yatırımı niteliğinde olması,
- Proje konusunda uygun lisans mezunu personel bulunmaması,
- Projenin çağrı koşullarına uygun olmaması,
- Daha önce reddedilmiş bir projenin ret gerekçeleri giderilmeden tekrar sunulması,
- Projenin değerlendirilmesine yetecek teknik bilginin sunulmaması,
- Proje faaliyetleri ile bütçenin uyumsuz veya gerçekçilikten uzak olması.
Bu maddelerin önemli bir kısmı proje yazıldıktan sonra düzeltilecek sorunlar değildir.
Özellikle;
Ar-Ge niteliği + ekip yetkinliği + müşteri ihtiyacı + bütçe + ticarileşme
arasındaki bağ proje yazımına başlanmadan önce kurulmalıdır.
Aksi halde iyi yazılmış bir başvuru dosyası, yanlış kurgulanmış bir projeyi desteklenebilir hale getiremez.
Müşteri ve Tedarikçi Arasındaki İşbirliği Sözleşmesine Dikkat
1707’nin yalnızca teknik değil, aynı zamanda ticari bir ortaklık modeli olduğu unutulmamalıdır.
Müşteri Kuruluş ile Tedarikçi Kuruluş arasında İşbirliği Sözleşmesi hazırlanması gerekiyor.
Bu sözleşmede;
- tarafların sorumlulukları,
- proje kapsamı,
- fikri ve sınai mülkiyet hakları,
- proje çıktısının kullanım şekli,
- ticarileştirme sorumluluğu,
- olası uyuşmazlıkların çözümü
gibi başlıkların açık şekilde düzenlenmesi önemlidir.
Başvuru sırasında sözleşmenin imzalanmış olması zorunlu değil; ancak desteklenen projelerde proje sözleşmesi imzalanmadan önce Müşteri ve Tedarikçi Kuruluş tarafından imzalanması gerekiyor.
Özellikle ürünün fikri mülkiyet haklarının hangi tarafta kalacağı, müşterinin kullanım haklarının kapsamı ve Tedarikçi Kuruluşun aynı teknolojiyi başka müşterilere satıp satamayacağı başvuru öncesinde netleştirilmelidir.
1707 mi, 1501/1507 mi?
Program seçiminde en sık karşılaştığımız sorulardan biri de budur.
Temel ayrım aslında oldukça nettir:
Ürünü kendi teknoloji yol haritanız doğrultusunda geliştiriyorsanız
1501 veya uygun koşullarda 1507 daha doğru program olabilir.
Ürün belirli ve gerçek bir müşterinin ihtiyacından doğuyorsa
ve müşteri geliştirme maliyetinin finansmanına katılmaya hazırsa, 1707 çok daha güçlü bir model haline gelebilir.
1707’de müşterinin proje içindeki varlığı yalnızca ticarileşme iddiasını güçlendirmez; müşterinin finansal katkısı nedeniyle TÜBİTAK açısından projenin gerçek bir pazar ihtiyacına dayandığını da gösterir.
Bu nedenle program seçiminin yalnızca “hangi program daha yüksek destek verir?” sorusuyla değil;
projenin doğuş nedeni, müşteri ilişkisi, fikri mülkiyet yapısı ve ticarileşme stratejisiyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Başvuru Öncesinde Firmaların Yapması Gereken 7 Kontrol
1707 başvurusuna başlamadan önce aşağıdaki soruların net şekilde cevaplanmasını öneriyoruz:
- Müşteri ile Tedarikçi Kuruluş arasında ilişkili kişi problemi bulunuyor mu?
- Ortada gerçek bir Ar-Ge problemi ve teknik belirsizlik var mı?
- Tedarikçi KOBİ gerekli teknik insan kaynağına sahip mi?
- Müşteri tarafında projeyi teknik olarak takip edecek uygun personel bulunuyor mu?
- Müşteri projenin en az %40’lık finansman yükümlülüğünü üstlenmeye hazır mı?
- Proje çıktısının fikri mülkiyet ve ticarileşme modeli taraflar arasında netleştirildi mi?
- Proje sonrasında gerçekçi ve ölçülebilir bir satış/ticarileşme planı bulunuyor mu?
Bu yedi sorunun tamamına güçlü cevap verilemiyorsa proje öneri formunu yazmaya başlamadan önce proje kurgusunun yeniden değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.